BAK ŞU SOYSUZA

BAK ŞU SOYSUZA

Almanya’da yaşayan Aleviler, AABF li örgütlü gücü otuz yıllık bir çalışma sonunda Alevilerin ritüelleri,  konusunda yetkilileri ikna ederek, Alevi inancını ilk önce okullarda daha sonrada Ülkenin laik olmasından kaynaklı bütün inançlarla eşit statüde saygı duymasını sağladılar. Bu konuda Emeği geçen AABF Onursal başkan Turgut ÖKER,  şu anda genel başkanlığı yürüten Hüseyin MAT ve tüm emeği gecen canları kutluyoruz.  15 Aralık 2020 de Aydınlık’ın yayın organı  “Almanya’dan Alevi-Sinni çatışması körükleyecek bir hamle geldi. Kuzey Ren Vestfalya Eyalet Parlamentosu, Aleviliği ‘ayrı din statüsünde’ tanıdı.”  Bu açıklama ile sanki bu güne kadar Sünni vatandaşlar Alevi inancına saygı, sevgi muhabbetle bakmış, laik Alman devletinin böyle bir kararı bir ayrımcılık nedeni sebebi gibi anlatılmaya çalışılıyor. Ve devam ediyor. .  Vatan partisi yurtdışı temsilcisi  ali Mercan’ın açıklamasında Alevilere eşitlik‘ gibi aldatıcı sıfatlarla tanıtılan bu adımın bütün Avrupa’da Türk-İslam düşmanlığı kampanyasına paralel atılması dikkat çekti”  bu cümle alevi anlayışı ile tezat oluşturmaktadır. İnancımız “72 millete aynı gözle bakar” din, dil, ırk ayrımı kesinlikle yapmaz. Öteden beri her türlü ayrımcılığa karşıdır. Her insan bizim nazarımız da candır. “AABF, bu noktaya gelmesi çeşitli süreçlerden geçti. Almanya’daki Alevi yurttaşlarımız, gelenekleri doğrultusunda burada da dernekler kurdular. Ancak zaman içinde bu derneklerde “burası inanç kurumudur” denilerek Atatürk resmi ve Türk bayrağına karşı kampanya başlatıldı. AABF’ye bağlı bütün derneklerden Atatürk resmi ve Türk Bayrağı kavga dövüş indirildi. PKK’nın paravan örgütü Kürdistan Aleviler Birliği, AABF ile birleştirildi” Her inancın görüşün demokratik ülkelerde örgütlenmesi kadar doğal bir şey yok. Her kesim kurduğunda bir sorun yok ’da Aleviler kurunca mı var.  Alevilerin Cem evleri ibadetlerini ritüellerini yerine getirdikleri inanç merkezleridir. Kaplancıların Almanya da hilafet isteyen Atatürk’e yönelik hakaretleri görüp duymayanlar, inanç merkezlerini siyasal bir alan gibi kullanmak isteyen marjinal gurupları örnek göstermeleri de manidardır.  Alevileri biraz tanımak, ritüelleri nedir, nasıl yapılır gözlemleseydiniz, inançlar arasındaki farkları daha iyi görmüş olacaktınız.  Vatan partisi yurtdışı temsilcisi  ali Mercan’ın açıklamasında “ AABF’nin 10 Aralık’ta ilan ettiği açıklamada, Alevilerin ayrı bir dini toplum olduğu, Almanya tarafından kiliselerle aynı statüde kabul edildiği yer almaktadır. PKK’nın yıllardır ileri sürdüğü ‘Anayasal güvence’nin Almanya’da AABF eliyle Alevilere tanındığı ilan edilmektedir. Yani Aleviler Türk Milletinden ayrı bir varlık olarak öngörülmektedir. Ayrıca Türk Milletinin kopmaz bir parçası olan Alevilerin yüzyıllardır asimile edildiği gibi PKK ile aynı gerekçeler ileri sürülmektedir. Bu adım, Fransa’nın Türkiye karşıtı Türk-İslam düşmanlığını en üst seviyeye çıkarttığı, milliyetçi dernekleri yasaklama kampanyalarıyla birlikte atılmaktadır. Aynı süreç Almanya’da da hızlandırılmak istenmektedir. “ bazı şeyleri görmemek te ısrarcı olmak kadar yobazlık olamaz. Alevilerin hangi rüteli Sünni ritüellerle benzeşiyor. Biri camiye diğeri cem evine gider, camiye erkekler giderken Cem evine erkek kadın beraber gider, camiye beş vakit gidilirken cem evine her Perşembe akşamları gidilir daha hangisini sayalım. Buradan insanların inançsal ihtiyaçları boyutuyla ele alarak çözüm odaklı atılan adımları farklı alanlara çekmek ne kadar ahlaki.

     ““AABF’ye verilen bu utanılası devşirilme rolü niçin şu sırada ileri sürüldü: Türkiye dört bir yandan kuşatılmıştır. Batı elindeki bütün olanaklarıyla Doğu Akdeniz merkezli olarak ülkemize saldırmaktadır. Ancak Batı’nın kara gücü ve Biden Tayfasının silahlı gücü PKK erimektedir. Meclisteki PKK olan HDP ise kapatılma sürecindedir. FETÖ yapılanması köşeye sıkışmıştır. Batı Güney Kafkasya’da yenilmiş, Akdeniz’de etkisini kaybetmeye başlamış ve Kıbrıs’ta Türk Milleti’nin dediği olmaktadır. Batı Türkiye’ye karşı tasarladığı yaptırım kararlarını alamamakta durmadan yeni toplantılara ertelemektedir. Batı çaresizlik içinde Türkiye’de iç yıkıcılık faaliyetlerini kışkırtmaya önem vermektedir. Bunun bir parçası olarak Batı’da yaşayan vatandaşlarımızı mezhepler temelinde bölerek iç yıkıcılık için ileri sürmek istemektedir.” AABF Avrupa’da yaşayan Alevi çocuklarını, kendi istek arzusu ile gelip Aleviliği öğrenmek isteyen tüm insanlara hizmet verecektir. Bu konuyu siyasal yapı malzemesi yapıp algı yaratmak ne kadar doğrudur? Düne kadar gerek PKK gerek FETO ile kimlerin yakın mesai harcadığı ortada durmaktadır. Bu güne kadar Alevilik yoktu ’da bu gün oluşturulup mezhep oluşturulmaktadır.  Alevilere mezhebin nedir dersen “sorma birader biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır der.

Almanya’nın AABF’ye verdiği bir rol de Milletimiz içinde bir ruhban sınıfı yaratmaktır. Kilislerle aynı hakka sahip olduğu açıklanan ‘resmi’ görevlileri olacaktır. Bunlar Alman din adamlarıyla aynı statüde, dolaylı olarak bu devletin görevlileri olacaklardır.

Aynı Alman makamları, Hessen Eyaletinde olduğu gibi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi görevlisi olan DİTİB’le sözleşmelerini feshetmiş, yerine çeşitli tarikatlara ‘İslam kültürü dersleri’ vermeye başlamıştır. Burada hedef alınan M. Kemal Atatürk’ün kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Cumhuriyetidir, Türk Milleti’nin birliğidir. DİTİB gibi devletimizi temsil eden kurumlar hedef alınırken AABF’ye özel statü verilmesi ve Alevilere İslam dışı ayrı bir din olarak bakılması çok anlamlı bir şekilde vatandaşlarımızı bölme amacını taşıdığını alenen ilan etmektedi “  ruhban sınıfı; geçimini dini inançlardan sağlayan kişi, bu kelime Hristiyanlara yönelik söylenmiş bir söz. Bu gün AABF bünyesinde  Cem evlerinden aldığı aylıkla geçinen bir tek dede gösterebilirmişsin?. Çünkü yoktur. Cami hocalarının bir işi var namaz kıldırmak ve diğer ritüller ihtiyaç doğdukça yapmak başka bir meslekleri işleri bulunmamaktadır. Peki, o zaman ruhban sınıfına kimler daha çok benziyor. Alman hükümeti diğer inançlara sağladığı imkânları Alevilere sağlayınca mı sorun oluyor? Bu gün ülkemizde Diyanet işlerinin olması ne kadar Laik Ülke” yapısına uyuyor? Diyanet işleri verdiği fetvalarla toplum barışı, kardeşliğine ne kadar hizmet ediyor? Bu gün alman hükümetinden aylık alan din adamları var mı? Yok, niye bizde var. Eğitime, sağlığa, harcamamız gereken paralar diyanet kurumuna aktarılır? Çıkıp biri bunun hesabını verebilir mi? Kurtuluş savaşından çıkan bir ülke o günün koşullarında Mustafa kemal tarafından inançsal reformu sağlamak amacıyla kurulmuş olabilir. Ama günümüz Sartlarında diyanet diye bir kuruma ihtiyaç yoktur. Özerk olabilir devletten sağladığı ekonomik destek kesilmelidir. Devlet tüm inançlara eşit mesafede olmalıdır. Bu gelişmeleri baydın hükümetine bağlamakta yanlıştır.

      Doğu perinçek’in kim olduğunu kendi sosyal sayfasından yayınlayan Pir Sultan Abdal Kültür Dernekleri Genel sekreteri Onur Şahin’e yönelik tehditlerimde kabul etmemiz mümkün değildir.   Bizlerin korkmayacağını, korkutulamayacağını sizler çok iyi bilirsiniz.

     Bizleri yine bizlerin elleri kurtaracaktır.  kurtuluşumuz bizlerin azimli, kararlı, çalışmalarımızla ürettiğimiz ürünleri adil, adaletli paylaşarak, dostluğu, kardeşliği artırarak sağlayabiliriz. Öküz altında buza aramak kimseye bir yarar sağlamayacaktır. Yalancının mumu yassıdan sonra söner.

 

 

 

 

                                                                  Muharrem ERKAN

                                                                   KAB-FED Gen.Bşk

Next Post »