sivas ı unutmadık unutturmayacagız..

BASINA, KAMUOYUNA

            Sivas katliamından bu yana 28 yıl geçti.  Katliam aradan geçen bunca senelerden günümüze kadar olan zaman içerisinde, ben aydınım, demokratım, insanım diyen insanların yüreklerinde kor ateşi yanmaya devam etmektedir.  O günden geldiğimiz bu güne kadar, geçen süre içerisinde devlet erkini elinde bulunduran siyasal güç Sivas katliamının nedenini pir sultan abdal kültür Derneği’ne ve Aziz Nesin’in  “TAHRİK” lerine bağlayarak çarpıtmaya çalışırken,    bu ülkenin demokratları bunun gerçekte böyle olmadığını açıkça ifade etmektedir. Örneğin:

            Bir Hırvat devşirmesi olan Osmanlı sadrazamlarından kuyucu murat (1606). Yüzbinlerce insanı inançlarından, görüş, düşüncelerinden dolayı diri, diri kuyulara doldurarak katletmiştir.  O dönemde Aziz Nesin yoktu.  Padişahın fermanı, şeyhülislamın fetvası vardı. O dönemde de devlet erkini elinde bulunduranlarla, emek verip üreten, yaşamın devamlılığını sağlayan halk vardı.

             Peki, 2 Temmuz 1993’te karanlık güçler tarafından gerçekleştirilen katliamın gerekçesi ne olabilir?

             Pir Sultan Abdal Kültür Derneği 1-4 Temmuz 1993’te Sivas ve Sivas’ın Yıldızeli’ne bağlı Banaz Köyü’nde Kültürel şenlikler ve etkinlikler koyacaktı. Bu amaçla ulusal, uluslararası boyutta tanınmış yazarlar, ozanlar, sanatçılar ve pir Sultan Abdal Kültür Deneğinin Çankaya (dikmen) şubesinin semah ekipleri davetliydi. Ayrıca bu etkinliğin taraflarından biride Kültür Bakanlığıydı.  Destekliyor, ekonomik destekte bulunmuş idi.  Bu etkinliğe davet edenlerden biri de kültür bakanlığıydı.  Halk ozanları heykeli de Kültür bakanlığınca hazırlanmış ve dikilmişti.  Açılışını kültür Bakanlığı yapacaktı.  Etkinliklerin ve şenliklerin hazırlıkları yapılırken,  saldırı yapacak karanlık güçlerde hazırlıklarını yapıyorlardı.  Sivas’ta devletin tüm temsilcileri, emniyet ve askeri güçleri, haber alma birimleri de fazlasıyla vardı.  Nedendir bilinmez bu saldırının haberini alamadılar?

             Pir sultan Kültür Derneği; sazıyla, sözüyle Sıvasın topraklarında can bulmuş, halkıyla bütünleşmiş Halk ozanı, Dedeleri, Pirleri, Pir Sultanı anmak, bölge halkıyla bütünleşmek, yeniden toplumsal birlikteliğe harç olmak için oradaydılar. Devletine güvenmişlerdi. Devlet bizi korur, korlar. Hak, hukuk, kanun, yasa, tanımayanların karşısında durur düşüncesindeydiler. Bu nedenle yola çıkılmıştı. Demokrasinin kurum ve kurallarıyla işlerlik kazanması için uğraş vermekteydi.  İnsan hakları,  düşünce ve inanç özgürlüğünü savunmaktaydı.   Dahası devletin dini olmaz,  bu nedenle bir mezhebin (Sünni) öğretisiyle ilgilenen diyanet işleri başkanlığı ve zorunlu din dersleri kaldırılmalıdır.  Bunları savunuyor ve çözüm önerilerini, örgütlenme yöntemlerini gündeme getiriyordu. Bu tür uğraşılar belirli güçlerin çıkarlarına çomak sokmaktır.  Çıkar söz konusu olunca,  ister istemez katliam da gündeme gelecektir.

              Sivas katliamında “tahrik” var deniliyor.  Peki, Gaziosmanpaşa ve Ümraniye olaylarında polisi kim tahrik etti? Şu bir gerçek ki gerçek katiller, perde arkasında planlayıp ortaya koyanlar hala ortaya çıkarılamadı. Koskoca 28 yıl geçti dava sonuçlandırılamadı, hala devam ediyor. İnsanlığın yüreğindeki alev 2 Temmuzda katiller tarafından yakıldı, 2 Temmuz 2021 yılına geldik hala söndürülemedi.

           Karadeniz Alevi Bektaşi Federasyonu olarak, Bu haklı davanın sonuna kadar yanında olduk ol mayada devam edeceğiz.

                                                                                                                                                     KAB-FED